Anneme reklamcı olduğumu söylemeyin… O beni bir genelevde piyanist sanıyor! – Jacques Séguéla

Bir reklamcının yazdığı kitabın adı da bu şekilde olmalı, değil mi? Piyasada, kitabın basımı olmadığından ikinci el olarak temin edebildim (1988 yılı, Afa yayınları.) Kitabı tavsiye eden değerli hocam Prof. Dr. Ahmet Şekerkaya’ya teşekkür ederim.

Fransız reklamcı Jacques Séguéla’nın hayat hikayesinin anlatıldığı bu kitabın tek cümlelik özeti: “Genelevde piyano çalmak bile reklamcılıktan daha ahlaklı bir iştir”.

Reklamcı dediğin çılgın olur. Séguéla, L’Express dergisinde Cumhurbaşkanını, Mercury motorlu bir tekneyi kullanırken gösterir, sonucunda dergi toplatılır. Salvador Dali’nin katkıda bulunacağı vaadiyle yılın en önemli ihalesini kazanır ama Dali’yi hiç tanımıyordur. Dali, kendisini kabul etmeden önce cezalandırmak için bir takım fıttırık tarikata giriş deneylerinden geçirir, sonucunda işi bağlar.

* Cumhurbaşkanlığın ve reklamcılığın ortak yönü, ikisinin de ne tehsil ne de diploma istemesidir.

* Askerlik, eş dost edinmenin dışında hiçbir işe yaramaz.

* Kötü haberler kapıyı çalar, iyi haberlerse telefonla gelir.

* Okumak boks gibidir. Bir gençlik sporudur. İkisi de gözlükle yapılmaz.

* Bir reklamverenin yeni kurulan bir reklam ajansıyla çalışmasının korkunç rizikolarını bugün değerlendirebiliyorum. Ne pahasına olursa olsun kendini gösterme ihtiyacı, biraz da deneyimsizlikle birleşirse, aslında en iyiyi gerçekleştireceği gibi en kötü sonuçlara da yol açabilir.

* Fotoğraf krep gibidir, sıcakken yenmelidir.

“Kapitalistler öylesine para delisidir ki, bize bir gün onları asacağımız urganı bile satarlar.” Mao

* Reklamcılık, yalanın yasayla cezalandırıldığı tek meslektir. Bir an için siyasetçilerin de tıpkı reklamcıların yalan-reklam yaptıklarında  olduğu gibi, yalan-siyaset yaptıklarında mahkemeye verildiklerini bir düşünsenize! Reklamcılık, aynı zamanda, çevreni iki kez aldatamayacağın bir meslek.

* Afiş, bir görüntüyle bir cümlenin tutkulu buluşmasıdır.

* Ürünün  özgün bir yanını bulup ön plana çıkarmak ve sonuna kadar bu nitelik üzerinde durmak. Mesela bir konut; aynı zamanda hem en kullanışlı, hem en iyi düzenlenmiş, en iyi şekilde inşa edilmiş hem de en ucuz olamaz.

* Olympic Airways ın aktarmasız Paris-Atina seferi için France-Soir gazetesinde çıkan reklam: “Eyfel Kulesi Yunanistan’a satıldı. Kule yedi gün içinde sökülerek parça parça Olympic Airways’le Atina’ya nakledilecek – ayrıntılar 10.sayfada.” 1 Nisan şakasıydı, insanlar kule önünde eylem yapmaya başladılar. İlk hafta seferlerde hiç boş yer yoktu.

* Günlük gazeteler, köklü kurumlar oldukları için yayınladıkları her şeyin ağırlığı vardır… Gerçeğin ve temel olanın mecrasıdır.

* P&G: Dünyanın birinci ve en büyük çamaşır tozu fabrikası.

* Kadınlara daha güzel olacaklarını vaadetmek, en emin servet yapma yöntemidir. Tabii sözünde durmak şartıyla. Revlon’un yaratıcısı Charles Revson, “ben krem satmıyorum, umut satıyorum” der.

* Televizyon gösterir, sinema kanıtlar. Radyo harekete geçirir, gazeteler düşündürür, afiş odaklaştırır.

* Tarihin kural dışılarına ihtiyacı vardır, olmazsa tarih olmaz, tarihcik olur.

* Beni tek cephem iletişim cephesidir. Reklamcı bir mikrofondur. Kendisine verilen mesajları yüksek sesle yaymaktan başka birşey yapmaz. Aynı mikrofon bugün birine bir başkasına hizmet edebilir.

* Bir aspirin tüccarı, John Wayne’den ürününün müdafasını talep etmişti. Sonuç, kesin yenilgi. Amerikalılar, milli kovboylarının başının ağrımasını kabullenemez.

* Reklamcılık, banka soymak gibidir. Sıradan küçük bir hırsızlıkla çağın en büyük soygununu gerçekleştirmek arasındaki riskler aynıdır.

“Tanrı da reklamcılığa inanır, çünkü bütün kiliselere çan koydurmuştur.”  Sacha Guitry

“Ayakkabıcı ayakkabı satmaz. Güzel ayaklar satar…” Ayakkabı satıcısı Madame Bata.

* Reklamcılık mesleği tüketime beceri verebilme mesleğidir. Ürünleri rüyalandırmalı ki, o ürünler olduklarından farklı olmalı. Böylece günlük sıradan alışverişlerin sıkıntısını ortadan kaldırmalıdır. Time dergisi geçenlerde Amerika’nın en eski reklamverenine başarısının sırrını sormuş: “Ben matkap üretiyorum. Geçen yıl 6 mm’lik delici açkılardan bir milyon adet sattım. Amerikalıların matkapa ihtiyaçları yok aslında ama deliğe ihtiyaçları var.” İstekleri karşılayalım!

* Marlboro… Bakın ilk fırttan itibaren sizi kovboy yapan bir sigaradır. İşte bizim sanatımızın büyüsüdür bu.

* Fransız dilinin en güzel fiili “bırakmaktır”. Bir kadın “bırakılır”, doğumdur. Bir mahkum “bırakılır”, hürriyettir. Bir mesaj “bırakılır”, iletişimdir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir