İnsan güdülenmesi gereken bir varlık (mı)dır?

Önce güdüleme kavramının köküne bakalım… Dilimizde tam karşılığını bulmanın zor olduğu güdüleme kelimesi, İngilizce ve Fransızca “motive” kelimesinden türetilmiştir. “Motive” teriminin Türkçe karşılığı “güdü, saik veya harekete geçirici” olarak ifade edilebilinir. Bir başka ifadeyle güdüleme, “bir insanı belirli amaç çerçevesinde harekete geçiren güç” demektir.

Güdülenme konusunda hemen hemen birçok yönetim kitabında aynı maddeler sıralanmaktadır: Gelir artışı, terfi etme, yapılmaya değer bir iş yapma (ki katma değer sağladığını gören kişinin çalışma arzusu yüksek seviyede olacaktır, buradan tüm yöneticilere duyurulur J ), düşüncelere değer verilmesi ve adil yönetim (önümüzdeki günlerde detaylı olarak bu konuya değinilecek) sergilenmesi kişileri motive eden unsurların başında yer alır.

Ancak şu unutulmamalı ki, ne kadar etkileyici olursa olsun hiç kimse başkalarını motive etme gücüne sahip değildir. Motivasyon, yani harekete geçme hamlesi, nihai kertede yalnızca kişinin kendisinin verilebileceği bir karardır.

Motivasyon, anlamlı bir güdünün varlığını gerektirir. Olimpiyatlarda yarışan sporcuların çoğu için madalya açık ve anlamlı bir güdüdür. Ne var ki, bazıları için oyuna katılmak da bir motivdir. Neyin anlamlı olduğu, kişilere ve koşullarına göre değişir. (sizin için anlamlı ve değerli olan, bilgi ve becerilerinizi arttırmak ve geliştirmek midir?) Kişiye özgü güdünün gücü, değerlerinize ve birey olarak “kim” olduğunuza sıkı sıkıya bağlı olmaktan gelir.

Somut örnek vermek için 6 Mart 2008 tarihinde oynanan Fenerbahçe-Sevilla maçının devre arasına gidelim…

6 Mart 2008 tarihinde Fenerbahçe, Kadıköy’de 3-2 yendiği Sevilla karşısına tur için çıkmıştı ama ilk yarının sonunda tablo pek de parlak değildi. Soyunma odasına 3-1 geride giren sarı-lacivertli futbolcuların ağzını bıçak açmıyordu. Karamsarlık, kara bir bulut gibi soyunma odasının üzerine çökmüştü. Özellikle ilk iki golde çok büyük hata yapan kaleci Volkan’ın durumu çok kötüydü. Üzerine gelen iki topun ağlara gitmesini önleyemeyen tecrübeli file bekçisi, başını kaldıramıyordu. Bu manzarayı gören teknik direktör Arthur Zico, hemen devreye girip futbolcularını ateşlemeye çalıştı.

Önce Volkan’ın yanına giden Brezilyalı teknik adam, herkesin duyabileceği kadar yüksek bir sesle, “Başını dik tut Volkan. 2 gol yedin ama neler kurtardığının farkında değil misin? Daha da büyük kurtarışlar yapacaksın. Biz sana sonuna kadar güveniyoruz” diyerek öğrencisini kendine getirmeye çalıştı. Ardından diğer oyuncularına dönen Zico, “Niye başınız önde. Bir gol atıp tarihe geçme fırsatı yakalarsınız. Bunu yapmaya gücünüzün yeteceğini ben biliyorum. Siz de bilin” diye seslendi. Bu sırada tüm oyuncuların gözleri doldu. Kısa bir sessizliğin ardından sessizlik, zafer çığlıklarına dönüştü. Futbolcular bağırarak birbirlerini ateşlemeye devam ettiler. Bu havada ikinci yarıya çıkan F.Bahçe, Sevilla’yı sahadan sildi ve tarihe geçti.


Zico’nun penaltı atışlarından önce Volkan’a, “Bugün iki büyük hata yaptın. Şimdi çıkıp bir kahraman mı olacaksın, yoksa hayatın boyunca bu utançla mı yaşayacaksın?” diye seslendi ve Volkan 1. şıkkı tercih ederek yaptığı kurtarışlarla takımını bir üst tura çıkarırken adını da tarihe kayıt düştü.

Yöneticiler çalışanları için yüksek standartlar belirledikleri ve olabilecek en yüksek performansı beklediklerinde, çalışanların bu performansı gösterme olasılığı vardır. Ne var ki en yüksek motivasyon, kendiniz için belirlediğiniz beklentilerden kaynaklanır. (o zaman yöneticiler, astlarının beklentilerini yükseltmeye çalışmalı)  Kişinin kendisi için zorlayıcı hedefler koyması ve bunları gerçekleştirmek için ne gerekiyorsa yapmaya kararlı olması çok güçlü bir motivasyon sağlar. Sizi zorlayacak, bilgi ve becerilerinizi geliştirmenizi gerektirecek beklentiler belirlediğiniz ve bunları gerçekleştirdiğiniz zaman başarınızdan hoşnut olursunuz. Bundan daha doyurucu ya da motive edici bir şey olamaz. Kendinizden beklentilerinizi düşük tutarsanız, performansınız ve elde ettiğiniz sonuçlar da düşük seviyelerde kalacaktır.

Çalışanınızı ittirerek iş yaptıramazsınız, ancak işin çalışana değer katacağını aşılayabilirseniz, sonraki adımlar çalışanın iradesiyle yerine getirilecektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir